19 Kasım 2010 Cuma

para vermek

Bundan bir kaç gün önce, bayram tatili için Karabük’e gelmemişken, arkadaşlarla memleket hasretinden falan konu açılmıştı. Ne kadar özleniyor, en çok ne-kim özleniyor falan.. Ben de şaka-gerçek dedim ki 'para vermeden yemek yemeyi özledim.'  Ne kadar saf bir cümle demiyim de ne kadar düşünmeden kurulmuş bir cümle. Sanki evdeki yemeklere para verilmiyor, tamam yemek hallerine değil ama malzemelerine veriliyor para sonuç olarak, tamam benim cebimden değil ama babamın cebinden veriliyor para sonuçta... (Çok komik geldi bunları böyle yazınca; sanki bilmeyen var değil mi ?  Ama ben yine de yazdım ve paylaştım, çünkü içinde başka şeyler de saklı...)
Bir de şöyle birşey oldu, yani bu farkındalığı ne zaman yaşadımın da cevabı bu aynı zamanda:
Karabük’e gelmeden son Cumartesi, kimya sınavına giderken arkadaşlarla yine bu konu konuşuluyordu. Ben yine aynı cümleyi kurdum. Arkadaşın teki de dedi ki  ‘şimdi gidiyorsun eve, açıyorsun dolabı her şetin üstünde fiyat etiketleri varmış. Ne komik olur ama..’   Evet böyle konuşurken komik ama kabus gibi aslında; ki ben de cevaben öyle dedim ‘bu gece bunun kabusunu görürüm muhtemelen’ . Ne kabus gördüm o gece, ne de evde etiket. Ama evde bir gece karnım  acıkıp da dolabı açıntığımda geldi aklıma bu konuşmalar, ve o zaman da ilk yazdığım paragraftaki düşünceler geçti aklımdan...




                                                             elektra
                                                          19.11.2010

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder