16 Kasım 2010 Salı

bayram

Dini bayramlar, hem de gelenekten geliyorlar. Ve biz ne kadar istemesek, sevmesek hatta sıkılsak da devam ediyoruz 'bayram' a... İyi tarafları yok demiyorum; yanlış anlaşılmak istemem ama hani klişe de olsa 'nerde o eski bayramlar' demek geliyor içimden. Yani belki bana şimdi bunu söyleten ebeveynlerimin yaşlarının ilerlemesi ya da ziyaret edilen yakınların-yaşlıların- hakkın rahmetine ulaşmasıdır. Ve yeni nesil pek yakın değil birbirine sanki... (ben de dahilim buna. Pek akraba canlısı değilimdir, bilen bilir...)
Bu tamamen benim dar penceremden, kendi çevremden gördüğüm, anladığım, yorumladığım şeyler o kadar. Umarım bayramları bayram gibi yaşayanlar vardır ve olacaktır....



                                                             elektra
                                                          16.11.2010

7 Kasım 2010 Pazar

KEŞKE DESEM DE BAZEN PİŞMAN DEĞİLİM...

Keşke keşke demesek hiç. Hep İYİKİ'ler olsa hayatımızda. Ama hayat bu; ve bizler insanız, hatalar da bizim için. Eee ne demişler 'kuldur şaşar' ya da 'beşer şaşar'. Keşke demiyor muyuz zaman zaman, geçmişte o ana dönmek istemiyor muyuz, şimdiki aklımla diye başlayan cümleler kurmuyor muyuz, şöyle olsaydı daha iyi olurdu demiyor muyuz. Yok mu pişmanlıklarımız, olmasa/olsa hayat daha güzel olurdu dediğimiz anlarımız.
Geçen zamanın geri gelmeyeceğini bile bile...
Geçmişe diyoruz KEŞKE diye ama bazen günümüzde durumu iyileştirebilme şansımız da olmuyor mu? -her zaman değil tabi- Şimdi dilimize keşke kelimesi gelirken yok mu elimizden gelen bir çıkar yolumuz.. Belki düşündüğümüzden daha da sık geçiyor bu şans elimize ve biz geçmişe hayıflanmaktan göremiyoruz şimdi neler yapabileceğimizi. Bildiğimden yazıyor değilim, ben de KEŞKE'cilerdenim malesef; ama acaba diyorum ve ihtimalleri konuşuyorum. Hem belki bunları buraya yazarken kendi keşkelerime de şu an içinde verilmiş şansları yokluyorumdur...
Hep pişmanlıktan mıdır peki keşkelerimiz? 'Olmasa iyi olurdu ama pişman değilim' dediğim keşkelerim de var benim şu garip dünyada...


                                                                                                             elektra
                                                                                                         07.11.2010

kokun gelse rüzgarla;

Bir rüzgar esse şimdi, getirse doyamadığım kokunu bana ve ben doyasıya çıkarsam tadını hem senden gelen esintinin hem de çok sevdiğim kokunun... Hayal bu tabi zaten olmaz; aşamaz ki rüzgar duvarları... Ama bunu düşünmek de ısıtıyor içimi ve ben sen yanımda olmadıkça bu hayale sarılıp avutacağım kendimi...
Sesin, gözlerin, tenin için de avuntularım var ayrı ayrı...
                                                                                                              elektra
                                                                                                           06.11.2010

31 Ekim 2010 Pazar

zaman...




zaman belirli şekilde akıyor değil mi ? Bir gün 24 saat,her saat ise 60ar dakika... Yelkovanla akrebin birbiri ardından yaptıkları kovalama ise sabit hızlı.. Peki neden bazen geçmek bilmiyor zaman! Ya da neden bazen bir bakıyoruz günler, dakikalar gibi akıp geçiyor..
Sözde soru bunlar hepimizin bildiği gibi. Nedeni belli bizde herşey; hayat bağıl zamanla yaşanıyor demek yanlış olmaz sanırım;) Yani bize göre akıyor ya hani zaman, bir bakıyoruz geçmek bilmiyor saniye sayıyoruz. Bir bakıyoruz zamanın nasıl geçtiğini anlamıyoruz...
Anlamaya çalışırken yaşamak da gerekiyor tabi hayat devam ediyor, unutuyoruz belki bazen. Takılıp kalıyoruz boşa kürek çektiğimizi bilerek... Kimi zaman kapıyoruz gözlerimizi günler çabuk geçsin uyumak istiyoruz sürekli; hani yüzyıl uyuyan güzel misali.. Bazen ise fiziksel olarak zorluyoruz gözlerimiz açık kalsın sürekli diye; hiç bir saniye kaçırmak istemiyoruz... Hiç geçmesin diye gözlüyoruz bu defa saati..
En güzeli ise tadını çıkarmak her anın, acısıyla tatlısıyla. Yine tabiki yaşayacağız bu duyguları ama o andan tat almayı ihmal etmemek gerek :))
                                                                        

                                                                      elektra
                                                                    31.10.2010

6 Ekim 2010 Çarşamba

hayat sofrası

hayat!
bazen puslu bazen mutlu..
ama herşeye rağmen umutlu...
ekmeğimiz umut, suyumuz ise sevgimiz..

hayat;
yarını umutla beklemek,
sevgiye ise kanamamak bir türlü...

para, mal, mülk.. ise
kimimizin hayat sandığı,
onlar olmadan doymadığı,
kimimizin ise hiç bulamadığı,
ama kendini, hayatı bilenlerin ise
bunların sadece katık olduğunu anladığı..

kısacası, vazgeçilmez olan
ekmek ve sudur hayat sofrasında,
olmazsa olmazlarımız.
katıklar ise sadece renklendirir olayı...





                                                                  elektra
                                                               06.10.2010
                                      

3 Ekim 2010 Pazar

seninle hayat

geceleri, seni düşünerek dalıyorum uykulara
ve sabah oluyor uyanıyorum
bir nefes sonra yine sen varsın aklımda
ve gün ilerledikçe yerleşiyorsun ruhuma
seni yanımda isterken buluyorum kendimi
birkaç nefes daha sonra ...
ve bi bakıyorum hayatım oluyorsun.
senden haber alamazken geçmiyor dakikalar
iki dakikalık mesaj araları sonsuzluk gibi geliyor
sevme korkum sararken beni tüm hızıyla
yine de mutlu olma şansı veriyorum ikimize ..
bu şansı hayat verdi bize belki de
değerlendirmek ise bizim elimizde
yazık etmeyelim sevgimize sudan sebeplerle
tek derdimiz hayat yoğunluğu olsun ...
hayatımızın yoğunluğu bize özlem
sevgimize ise bitmeyen bir güç kaynağı oluştursun...

                                                   elektra
                                                 02.10.2010

2 Ekim 2010 Cumartesi

YILDIZLAR

bu gece bir başlangıç mı olacak ne
yıldızlara anlattıklarım açısından
dert anlatmayacağım bu gece
seni, sadece seni anlatacağım..
onlar da bilsin;
bilsin ki sen geldin hayatıma
bilsin ki yanımdasın ve orda kalacaksın
bilsin ki güveniyorum sana ve
bilsin ki mutluyuz biz seninle..  


                                                                               elektra
                                                                            03.10.2010